Gerçek Anlamı Dışında Kullanılan Kalıplaşmış Sözlere Ne Denir? Tarihsel Bir Analiz Tarih, insanların düşüncelerini, duygularını ve toplumsal yapılarındaki değişimleri anlamak için en değerli kaynaktır. Geçmişe baktığımızda, sadece önemli olayların değil, aynı zamanda toplumların kullandığı dilin de zaman içinde nasıl evrildiğini görmek mümkündür. Kelimeler, yalnızca iletişim aracı olmanın ötesinde, bir kültürün, bir dönemin izlerini taşır. Özellikle dilde kullanılan kalıplaşmış sözler, ilk bakışta anlamını kaybetmiş gibi görünse de, aslında tarihsel kırılma noktalarına ve toplumsal dönüşümlere dair derin izler barındırır. Peki, gerçek anlamı dışında kullanılan bu sözlere ne denir? Bu yazıda, kelimelerin geçmişten bugüne nasıl şekil değiştirdiğini ve toplumsal bağlamdaki evrimini inceleyeceğiz. Kalıplaşmış…
9 YorumEtiket: de
İdrar Torbası Kaç Günde Bir Değiştirilir? Toplumsal Normlar ve Bedenin Yönetimi Üzerine Bir Sosyolojik İnceleme Toplumlar, bireylerin bedenleri üzerinde sürekli bir etki yaratır. Bedenlerimiz, yalnızca biyolojik işlevlerin yerine getirildiği araçlar değil, aynı zamanda toplumsal normlar, kültürel değerler ve tarihsel pratiklerle şekillenen organik yapılar olarak da karşımıza çıkar. Bir araştırmacı olarak, bedenin çeşitli işlevleri üzerine düşündüğümüzde, bu işlevlerin yalnızca fizyolojik bir bağlamda değil, aynı zamanda toplumsal bağlamda nasıl şekillendiğini de göz önünde bulundurmak gerekir. Bugün, idrar torbasının ne zaman değiştirilmesi gerektiği gibi, bir bakıma oldukça basit görünen bir soruyu ele alarak, bu basit işlemin aslında toplumsal yapılarla nasıl etkileşime girdiğini ve…
8 YorumAskeri Kamuflaj Ne Renk? Görünmezliğin Renkleri Üzerinden Toplumsal Bir Okuma Bugün bir an durup düşündüm: “Askeri kamuflajın rengi neden hep yeşil, kahverengi ya da gri tonlarda olur?” Bu basit gibi görünen sorunun ardında, aslında toplumun kimlik, cinsiyet ve görünürlükle kurduğu çok daha derin ilişkiler yatıyor. Belki de kamuflaj sadece bir askerî araç değil, hepimizin gündelik yaşamda taktığı görünmez bir maske. Bu yazıyı, hem kendime hem de sana bir düşünme daveti olarak kaleme alıyorum. Çünkü görünmezliğin rengi, düşündüğümüzden çok daha politik. Kamuflajın Rengi: Savaş Alanından Sosyal Alanlara Askerî kamuflaj, ilk bakışta çevreyle uyum sağlamak için tasarlanmış bir araçtır. Ormanda yeşil, çöllerde…
14 YorumAdenoviral Göz Enfeksiyonu Nasıl Geçer? Tarihin Tozlu Sayfalarından Günümüze Bir Bakış Bir Tarihçinin Samimi Girişi: Görmenin Geçmişle Bağlantısı Bir tarihçi olarak her zaman inanmışımdır: insanlığın geçirdiği her salgın, her hastalık, aslında bir toplumsal aynadır. “Adenoviral göz enfeksiyonu nasıl geçer?” sorusu bugün bize tıbbi bir sorunu çağrıştırabilir; ama tarih boyunca “gözün rahatsızlığı” aynı zamanda toplumun görme biçimlerinin değişimiyle de ilgilidir. Eski çağlardan beri göz, sadece bedensel bir organ değil, ruhun ve bilginin sembolüydü. Dolayısıyla bir göz enfeksiyonu, bireysel bir hastalıktan çok daha fazlasını anlatır — görmenin bulanıklığını, algının sarsılışını, hatta uygarlıkların yön değişimini. Tarihin İlk Göz Hastalıkları: Antik Mısır’dan Orta Çağ’a…
8 YorumGırnata Ne Demek TDK? Tarihin Derinliklerinden Günümüze Geçmişin İzinde: Gırnata’nın Anlamı ve Toplumsal Dönüşüm Bir tarihçi olarak, tarih boyunca kelimelerin anlamlarının sadece dilde değil, aynı zamanda toplumlarda da nasıl dönüşüme uğradığını anlamak oldukça keyifli. Her kelime, bir zamanlar bir halkın yaşadığı toplumsal ve kültürel yapıyı, o dönemdeki kırılma noktalarını ve değişimleri yansıtır. “Gırnata” kelimesi de bu kelimelerden biridir. Bu kelime, ilk bakışta bir coğrafi isim gibi görünse de, arkasında derin tarihsel ve kültürel bir miras taşır. Peki, “Gırnata” ne demek? Türk Dil Kurumu (TDK) sözlüğünde yer alan anlamıyla “Gırnata”, aslında eski bir İspanyol şehrinin adıdır. Günümüzde, bu şehir Granada olarak…
12 YorumGöz Tansiyonu Olanlar Ne Yapmamalı? Tarihten Günümüze Bir Yolculuk Bir tarihçi olarak geçmişin izlerini sürerken, yalnızca savaşların, imparatorlukların ya da icatların izlerini değil; aynı zamanda insan bedeninin, hastalıkların ve tedavilerin de toplumsal yaşamı nasıl şekillendirdiğini görürüz. Göz tansiyonu, yani glokom, modern dünyanın değil; çok daha eski dönemlerden beri varlığını sürdüren bir hastalıktır. Antik çağlarda insanlar bu hastalığı “gözdeki karanlık” ya da “ruh gözünden çekiliyor” gibi metaforlarla tanımlarken, günümüzde bilimsel temeller üzerinden açıklıyoruz. Tarihin farklı dönemlerinde görme yetisinin kaybı, bireylerin sosyal rollerini, üretim gücünü ve toplum içindeki konumunu doğrudan etkilemiştir. Tarihsel Perspektif: Görmenin Kıymeti Orta Çağ’da görme duyusu yalnızca bireysel değil,…
12 YorumHanende Nasıl Yazılır? Türkçe’nin En Tatlı Telaşlarından Biri! İpucu: “Hanende” ayrı değil, bitişik yazılır! Ama bu yazıda sadece gramer değil, kahkahalar da var. Bazı kelimeler vardır, yazarken bile insanı terletir. “Hanende” de onlardan biri! Hani yazarken bir an “ha nende” mi, “hanen de” mi diye duraklarsın ya… İşte o an Türkçe sana “hazırım mı?” diye bakar. Bugün bu dilbilgisel komediyi birlikte çözüyoruz! Hem mizahla, hem biraz bilgiyle. Çünkü doğru yazım öğrenilirken biraz gülmek farzdır. — “Hanende” Ne Demek, Önce Oradan Başlayalım “Hanende”, Osmanlıca kökenli bir kelime. Anlamı? Şarkıcı, güzel sesli kişi, yani ses sanatçısı! Eskiden “hanende” dendiğinde akıllara sazlı, sözlü…
8 YorumCezaevi mi Hapishane mi? Geleceğin Adalet Sistemine Dair Bir Beyin Fırtınası Kelimeler sadece anlam taşımaz, bir dünya kurar. “Cezaevi” mi demeliyiz, yoksa “hapishane” mi? Belki de geleceğin adalet sisteminde ikisi de tarih kitaplarının arasında kalacak. Bu yazıda, dilin ve adaletin kesiştiği bu kavşağa biraz merak, biraz vizyon ve bolca insanlık katarak bakmak istiyorum. Çünkü bazen kelimeler, bir sistemin geleceğini tahmin etmenin en iyi yoludur. Hadi birlikte düşünelim: Cezaevi mi hapishane mi, yoksa bambaşka bir şey mi? Bugünün hukuk sisteminde “cezaevi” resmi ve teknik bir terimdir; “hapishane” ise tarihsel ve halk arasında kökleşmiş bir ifadedir. Ancak geleceğin dünyasında bu iki kavramın…
12 YorumÖzet: “Belaya şükür” belanın kendisini yüceltmek değil; belanın içinde gizli dersi, dayanıklılığı ve dönüşüm fırsatını fark ederek hayata teşekkür edebilme cesaretidir. Belaya Şükür Edilir mi? Fırtınanın İçinde Teşekkür Etmek Üzerine Bir akşamüstü hep birlikte aynı masaya oturmuşuz, çaylar taze, konu dönüp dolaşıp hayatın “küçük(!) sürprizlerine” geliyor. “Belaya şükür edilir mi?” diye birimiz soruyor, diğerimiz gülümsüyor: “Edilir de nasıl edilir?” İşte bu yazı, o masanın sıcak sohbetinden doğdu. Samimi olalım: Hiç kimse acıyı romantize etmek istemez. Ama bazen hayat, üstümüze sağanak gibi yağdığı anlarda bile bize bir şey anlatmak için ısrar eder. Şükür de tam orada, fırtınayı durduramıyorsak bari yelken ayarını…
8 YorumTürk Halk Bilimi Nasıl Olunur? Ezber Bozan Bir Cevap Size cilalı bir kariyer reçetesi veremeyeceğim: Türk halk bilimi “olunacak” bir unvandan çok, her gün yeniden “yapılacak” bir eylem. Eğer niyetiniz folkloru vitrinde sergilenecek nostaljik bir süs gibi görmekse; kusura bakmayın, burada canınızı sıkacak şeyler okuyacaksınız. Çünkü mesele türkü derlemek, masal toplamakla bitmiyor. Asıl soru şu: Hangi güç ilişkileri içinde, kimin sesiyle, kimin adına konuşuyoruz? “Türk Halk Bilimi nasıl olunur?” sorusunu cesurca sormak, önce romantik masalı bozmayı gerektirir. Diploma mı, Saha mı? İkisi de… Ama Körü Körüne Değil Elbette lisans, yüksek lisans, doktora yolları var; yöntem, kuram, literatür bilgisi şart. Ama…
6 Yorum