Madrabaza Ne Demek? Sosyal Medyanın ve Gerçek Hayatın Yüzleşmesi
“Madrabaza” kelimesi son yıllarda oldukça popülerleşti. Hepimiz sosyal medyada bu terimi duymuşuzdur: Kendini olduğundan farklı, daha büyük, daha “ağır” göstermeye çalışan tipler için kullanılıyor. Aslında, kelime ilk duyduğumda “Evet, işte bu!” dedim, çünkü gerçekten de günümüz toplumunda bu tür tiplerin sayısı giderek artıyor. Ama ben de düşünüyorum: Hani, bu insanlar ne kadar masum, ne kadar gerçek? Bunu biraz inceleyelim, zira ben hem bu kelimeyi seviyorum hem de tam olarak neye hizmet ettiğini sorguluyorum. Çünkü “madrabaza olmak” hakkında birkaç farklı bakış açım var.
Madrabaza Olmak: Hem Güçlü Hem Zayıf Bir Kavram
Öncelikle, madrabaza olmak nedir? Aslında temelde kendini olduğundan farklı, daha etkileyici ya da güçlü göstermek amacı güden bir tutum. Yani, sokakta gezerken hiç tanımadığın birine karşı “Abi, şu anda hem iş yerinde patronum, hem de tatildeyim. Aşkımı da buldum ama şansım çok fazla!” diyen tipler var ya, işte onlar. Bu davranış, biraz sosyolojik olarak insanların kendi “değerlerini” ve “yeteneklerini” daha güçlü bir şekilde göstermek istemelerinin bir sonucu olabilir. Kimse “zayıf” olmak istemiyor, değil mi? Ama bazen bu “güçlü görünme” çabası, çok da içten olmayan bir durum ortaya çıkarıyor.
Sevdiğim Yanları: Kendine Güvenmek İyi Bir Şeydir
Bir noktada kabul edelim ki, madrabaza olmanın biraz da güzel bir tarafı var. Çünkü kendini güçlü hissetmek, kendini bir şekilde “büyük” görmek, insanın özgüvenini artırabilir. Sosyal medya, bir anlamda insanlar için kendilerini başka bir kişilikle tanıtma alanı haline geldi. Hani bir “kendi dünyamda yıldızım” düşüncesi var ya, bazen insanın gerçekten de içindeki potansiyeli dışarıya vurması gerekebilir. Bu, bazen sadece bir maskara olabilir, ama bazen de bir savunma mekanizması olarak çıkabilir. Kişi gerçekten içinde ne olduğunu göremiyor ve biraz daha büyük, biraz daha etkileyici bir versiyonunu yaratıyor. Bunu yargılamıyorum; insanın kendine dair bir şeyleri gösterme isteği doğaldır. Hatta bu yüzden sosyal medyada insanların kendilerine alternatif kimlikler yaratmaları da anlaşılabilir. Kişinin ruh hali, bazen çevresine daha güçlü görünmek için “madrabaza” olmasına neden olabilir. Kimse sıradan olmak istemiyor, o da bir gerçek.
Sevmediğim Yanları: Gerçeklikten Uzaklaşmak
Fakat burada önemli bir soru var: Ne zaman “kendini güçlü göstermek” ve “gerçekten güçlü olmak” arasındaki sınır kayboluyor? Bazen, bu eğilim tehlikeli bir hal alabiliyor. İnsanlar, gerçek kişiliklerini gizleyip bir maske takarak sadece “büyük” görünmeye çalışıyorlar. İşte o zaman işler karmaşıklaşıyor. Çünkü sosyal medyada büyük bir hayat gösteren kişi, aslında hayatında ne yaşadığını bilmiyor olabilir. Gerçekten doğru olanı göstermek yerine, başkalarına hitap etmek için gösterişli bir “rol” oynuyorlar. Bu, sonunda bir tür kimlik krizi yaratabilir. İnsanlar, “Kendimi gerçekten seviyorum mu, yoksa başkalarına nasıl görünmem gerektiğini mi düşünüyorum?” diye sorgulamaya başlayabilir.
Özellikle gençler arasında, madrabaza olmanın “trend” olduğu bir dönemde, herkes birbirine baktığında, ne kadar “güçlü” olduğunu göstermek için çaba sarf ediyor. Ama bu çaba ne kadar doğru? Gerçekten kendini tanımak, hatalarla yüzleşmek yerine başkalarına kendini “olduğundan daha iyi” göstermek, sonunda hem bireysel huzursuzluğa hem de toplumsal yüzeyselliğe yol açabiliyor.
Sosyal Medyanın Sıkıntılı Yansıması: Daha Fazla Görünürlük, Daha Az Gerçeklik
Sosyal medyada paylaşılan hayatlar, genellikle olduğundan çok daha fazla “madrabaza” bir şekilde sunuluyor. Herkesin hayatı “mükemmel”, sürekli bir parti havası, tatil fotoğrafları, parıltılı yemekler ve “görkemli” geziler… Her şey o kadar kusursuz ki, bazen bu kadar “yapılmış” bir gerçekliğe karşı kaybolmuş hissediyorsunuz. Şunu söylemem gerek: Herkesin hayatı aslında böyle değil! Herkesin bir gün “günün kötü geçiyor” diye paylaşabileceği anlar olmalı, değil mi? Ancak, bu tür içerikler genellikle yok. Çünkü kimse zayıf gözükmek istemiyor. Ya da en azından daha az “güçlü” bir versiyonunu kimse görmek istemiyor. İşte bu noktada, madrabaza olmak, daha fazla görünürlük elde etmek için bir araç haline geliyor.
Bir Çift Söz: Gerçekten Ne Gösteriyoruz?
Yani, insanlar bir şekilde kendilerini gösterdikleri şeklin ötesine geçmek zorunda kalıyorlar. Bir “yeni hayat” sunuyorlar, ama bu hayat gerçekten onların mı? Hepimiz biraz daha büyük, biraz daha “etkileyici” olma çabasında olabiliriz. Ama ne kadar gerçekçi? Bu yazıyı yazarken düşündüm de, insan neden başkalarına kendini daha fazla göstermek ister? Sosyal medya ve dijital dünya buna çok zemin hazırlıyor. İnsanların en büyük sorusu: “Herkes ne yapıyor ve ben ne yapmalıyım?” İşte burada işin içine madrabaza olmak giriyor.
Sonuçta: Ne Düşünmeliyiz?
Madrabaza olmak ne demek, çok basit değil aslında. Kimseye saygısızlık yapmadan, sadece biraz daha “büyük” görünme çabası mı? Yoksa bir tür gerçeklik kayması mı? Aslında, her şey bir denge meselesi. Sosyal medya ve çevremizdeki dünya bize büyük bir baskı yaratıyor ve hepimiz biraz “madrabaza” olabiliriz. Ama önemli olan şu: Ne zaman kendimizi gerçekten yansıttığımızı anlayabiliyoruz? Gerçekten güçlü olan kişi, sadece dışarıya gösterdiğiyle değil, içsel huzuruyla da büyüktür. O yüzden, kendimize de dürüst olmalıyız. Kimse her zaman mükemmel değildir ve bu da gayet doğal!