“Kamu davasında hâkim ne sorar?”
Giriş ve tarihsel arka plan
Ceza hukukunda kamusal nitelik taşıyan davalar, toplum düzenini koruma kaygısıyla başlatılır. Türkiye’de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) ile şekillenen süreçte, davanın tarafı olarak devlet veya toplum adına hareket eden Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla yürütülen bu davalara “kamu davası” denir. :contentReference[oaicite:2]{index=2}
Bir davada hâkim veya mahkeme aşamasında yöneldiği sorular; sadece sanığın suçlayıcı beyanını almak değil, aynı zamanda yargılamanın usulüne uygun, adil ve tarafsız şekilde yürütülmesini sağlama amacı taşır. Bu yönüyle, hâkimin soruları sürecin hem hukuki hem de adil yönünü ortaya koyar.
Tarihsel olarak, ceza yargılamasında “duruşma” kavramı klasik Alman ve Fransız ceza usullerinden etkilenmiştir; hâkim, duruşmanın başından itibaren kimlik tespitiyle, olayın özünü anlamayla ve savunmanın alınmasıyla süreci yönlendirmiştir. Günümüzde ise CMK dairelerin karar alma süreçlerine ve duruşma ilkelerine çeşitli yükler getirmiştir; örneğin doğrudanlık, sözlülük, adil yargılanma gibi ilkeler. ([Avukat Baran Doğan][1])
Duruşma aşamasında hâkimin tipik soruları
Bir kamu davasında, hâkim (veya mahkeme başkanı) duruşmanın çeşitli evrelerinde belirli sorular yöneltir. Bu soruların başlıca amacı, kimlik ve tarafların durumu, iddianamenin özü, delillerin durumu, sanığın savunma hakkının durumu ve usul bakımından eksik bir durum olup olmadığıdır. Aşağıda tipik soru başlıkları yer almaktadır:
1. Kimlik ve hazırlık soruları
– “Adınız, soyadınız nedir? Doğum yeriniz, tarihiniz nedir?”
– “Adresiniz nedir? Müdafi veya vekiliniz var mı?”
– “Çağrı evrakı size ulaştı mı? Duruşma günü hazırlanma imkânınız oldu mu?”
Bu tür sorular, hâkimin duruşmanın doğru kişilerin huzurunda başladığından emin olması içindir. :contentReference[oaicite:4]{index=4}
2. İddianame ve suçlamaya ilişkin sorular
– “Size isnat edilen suç nedir? İddianamedeki temel olayları anlayabiliyor musunuz?”
– “Bu suçlamaya karşı savunma yapmak ister misiniz? Açıklamanız var mı?”
– “Suçun işlendiği yer, zaman ve biçimle ilgili beyanınız var mı?”
Bu sorular, hâkimin sanığın neyle karşı karşıya olduğunu anlamasını ve savunma hakkının kullanılmasını sağlamaya yöneliktir. :contentReference[oaicite:5]{index=5}
3. Mağdur, katılan ve delillere ilişkin sorular
– “Mağdurun davaya katılma talebi var mı?”
– “Tanık, bilirkişi beyanı talebiniz var mı? Sunulmak üzere başka deliliniz var mı?”
– “Delillerle ilgili itirazınız veya ek talebiniz var mı?”
Bu bağlamda hâkim hem mağdurun duruşmadaki katılımını sorgular hem sanığın delillerle karşılaşma ve savunma hakkını gözetir. :contentReference[oaicite:6]{index=6}
4. Usul ve süreçle ilgili sorular
– “Duruşma devam etmesine engel bir durum olduğunu düşünüyor musunuz?”
– “Yargılamanın görev ve yetki yönünden bir itirazınız var mı?”
– “Uzlaşma veya anlaşma gibi bir arzu ya da öneriniz var mı?”
Bu sorular, sürecin yasal zeminde, etkin ve adil biçimde yürütülmesini sağlar. :contentReference[oaicite:7]{index=7}
Günümüzdeki akademik tartışmalar
Güncel literatürde, kamu davasında hâkimin rolü ve yönelteceği sorular üzerine özellikle iki boyut öne çıkmıştır:
Kamusal yargılamada hâkim sorularının kapsamı ve etkinliği: Hâkimin soru yöneltme kullanımının sanığın savunma hakkı ile dengesi üzerine tartışmalar bulunuyor. Örneğin, duruşmada hâkimin sorularının yoğun olması sanığın savunma hazırlığını zorlaştırabilir; bu bağlamda “şüpheli ya da sanığın aktif savunma katılımı” akademik bir gündem maddesi.
Usul ve adil yargılanma ilkeleri açısından soru sistematiği: Hâkimin sorularının sadece kimlik tespitiyle sınırlı kalmayıp, sürecin adil yürütülmesi, delillerin doğrudan değerlendirilmesi ve tarafların eşit imkanlara sahip olması yönünden kritik olduğu üzerinde duruluyor. Doğrudanlık, sözlülük, açık yargılama gibi ilkeler duruşmada hâkimin yönettiği sorularla doğrudan bağlantılıdır. ([Avukat Baran Doğan][1])
Ayrıca, bazı akademik çalışmalarda hâkimin sorularının önceden hazırlanma durumu, sanığın müdafi ile görüşme imkânı ve tanık‑bilirkişi süreçlerindeki soruların yönlendirme riskleri de analiz edilmektedir. Bu çerçevede hâkim sorularının biçimi — örneğin “anlattırıcı mı yoksa yönlendirici mi?” — gündemdedir. ([Enpopüler Sorular][2])
Sonuç
Bir kamu davasında hâkimin yönelteceği sorular, yargılamanın usulüne uygun, adil ve etkin biçimde yürütülmesini sağlayan temel araçlardır. Kimlik tespitiyle başlayan süreç, suçlamaya ilişkin açıklamalar, delillerin durumu ve sürecin usul boyutuyla devam eder. Hâkimin sorularına verilecek yanıtlar, sanığın savunma hakkının gerçek bir anlam kazanması açısından da önem taşır. Günümüzde hâkimin sorularının niteliği, biçimi ve sürece etkisi akademik olarak da incelenmekte; bu da ceza yargılamasının kalitesinin artırılması açısından önemlidir.
::contentReference[oaicite:10]{index=10}
[1]: “Ceza Muhakemesinde Duruşmaya Hakim İlkeler – Avukat Baran Doğan”
[2]: “Mahkemede hakim ne sorar? – EnpopulerSorular”